Erik Hırsızları

Erik hırsızları_png

Bir gün bir Ermeni, bir Kürt, bir de Türk, bir başka Türk’ün bahçesine girmiş ve bahçeden erik çalmaya yeltenmişler. Bahçenin sahibi bu üç hırsızı yakalamış ve bir köşede sıkıştırmış. Önce Ermeni’ye dönmüş. Diğer iki hırsızı işaret ederek “Bu Türkle Kürt müslüman, sen benim dinimden de değilsin, ne hakla benim eriğimi çalarsın!” deyip Türkle Kürdü din kardeşliği faslından bir kenara ayırmış. Ardından pataküte Ermeni’nin ağzını burnunu kırmış ve bahçenin dışına atmış. Bahçe sahibinin gazabından kurtulduklarını düşünen Kürt ve Türk, “Yırttık” diyerek olanı biteni seyretmiş.

Ermeni’yle işini bitiren bahçe sahibi Kürde dönerek “Hadi bu Türk, benimle aynı milletten. Sen ne hakla benim eriğimi çalarsın! ” deyip bu kez de onun kemiklerini kırarcasına dövüp bahçenin dışına atmış. Türk hırsız bu esnada aynı milletten olma faslından dayaktan yırttığını düşünerek sessizce yerinde beklemiş.

Bahçe sahibi Kürt hırsızla da işini bitirince bu kez kenarda bekleyen Türke dönmüş ve “Hiç utanmıyor musun bir Kürtlen Ermeniyle bir olup benim bahçemden erik çalmaya!” deyip Türkü evire çevire eşşek sudan gelinceye kadar dövmüş. Artık dövmekten yorulan bahçe sahibi Türk hırsızı da diğer arkadaşlarının yanına bahçenin dışına atmış.

Ağzı burnu dağılmış, kemikleri kırılmış halde yerde kalan üç hırsız arkadaş birbirlerine bakmış. ‘Nasıl oldu da bir adam tek başına üçümüzü birden bu hale getirebildi’ dercesine birbirlerine bakmışlar. Hırsızlardan biri inleyerek “Biz başta Ermeni’yi dövdürmeyecektik.” demiş.

Ulvi amaçlarla biraraya gelmeyen, erdemleri olmayan insanların birliktelikleri zayıf olur. Menfaatlerine ters düştüğü veya başlarını belaya sokacağını düşündükleri anda yarı yolda bırakıverirler yoldaşlarını.

Kıssadan hisse yoldaşını doğru seç ki dara düştüğünde yanında olsun, seninle birlik olsun.

Bazen de komşusunda bela olur da öylece bakar insanlar, görmezden gelirler. Yarın aynı bela başına gelmeyecekmiş gibi.

Sevgiyle kalın,

Zafer Önder

Reklamlar